Burdur Ankara İstanbul İzmir Adana Diyarbakır Erzurum Samsun
BURDUR ANKARA İSTANBUL İZMİR ADANA DİYARBAKIR ERZURUM SAMSUN

ÇOK SATAN DÜNYALAR...

1 Ekim 2010 Cuma

DÜNYAYI KURTARAN KADIN (MESİHE)
DÜNYADAN MANŞETLER
İsrail, Filistin’i yine bombaladı. Afganistan’a kansız ve füzesiz gün yok. Savaşların uzaması insanı hissiyatlarını kaybeden güçlü tarafların, esirlere akıl almaz işkenceler yapmalarına sebep olmakta(baba ve kızı çırılçıplak aynı çuvala koymak, aileleri önünde kızlara ve eşlere tecavüz, erkek çocuklara ifadede güçlük çektiğim uygulamalar, değişik metotlarla öldürdükleri esirleri gurur tablosuymuş gibi resmetmeler.)  Hapishanelerde de işkenceler tam hız devam ediyor. Ve işkenceye maruz kalmış insanlar; hayata bir daha tam anlamıyla bağlanamayıp, sürekli bir ankisete sendromunda yaşamak zorunda kalıyor. Tecavüz olayları borsa gibi yükselişteyken, tecavüze uğrayan bireylerin yaşları da her geçen gün düşmekte. Organ mafyaları iş başında. Çocuk kayıpları artmakta. Karısını doğrayıp, her gün pişirdiği yemeklere kattı. Fuhuş sınır tanımıyor. Yeni moda;  bakire ve sübyancılık. Çocuk istismarına tam gaz devam. Haklarını isteyip sokağa dökülen insanlar geri püskürtülüyor. Umutsuzluk ve kötü gidişattan ötürü; yaşamı askıya alan, boşlukta sallanan genç sayısı artıyor ve akabinin de intihar sayısı. Toplu intihar sitelerinin arzı ve talebi artıyor. 3 aylık bebeğe tecavüz. Uyuşturucu ticareti ve üretimi artmaya devam ediyor(ilkokulla kadar düştü kullanıcı kitlesi) Huzur evlerinden utandıracak görüntüler. Öz kızını bodruma kilitleyip sürekli tecavüz ederek,kızından büssürü çocuk sahibi oldu. Ayak bağı olarak görülen zihin engelliler, ağırlarda zincirleniyor. Cinayet cürümü artarken, sebepleri de basitleşmekte(karımdan yemek istedim getirmedi, yan gözle baktı, omuz attı, yol vermedi, sevdim, sevilmedim…..)Ekonomide inanılmaz eşitsizlik(fakirler her geçen gün fakirleşirken,zenginlerde mal ve mülklerine yenilerini katmakta).Açlık sınırı yükselişte.Kan davaları bu yüzyıl da bile gündemden düşmemeye,aksine daha fazla meşgul etmeye başladı.Berdel türü evliliklere yenileri ekleniyor.Boşanmalar artı(tek gecelik ve aylık evlilikler moda gibi)görünüyor..Devletin kendisi terörist,(Açık açık kıyıma ve katliamlara)başladı.Adalet denilen varlığı artık göremez olduk(Nerde bu devlet,nerde bu adalet)çığlıklarıyla,halk adaleti aramaya çıktı. Faili meçhuller dudak uçurtuyor(her kazma-küreğe bir ceset…)
Ve daha sonu aynı, yöntemi farklı pek çok örnek…
Birinin bunlara dur demesi gerekiyor! Tabii ki bu konuyu hayat felsefesi yapmış insan hakları savunucuları çok. Hatta düşüncemden ötürü,bende bir insanlık suçu işlemiş gibi görünebilirim.Ama şuda  var.Gerçek çözümler üretmek gerek ,kökten temizlik cinsinden..Eğer ortaya koyduğun çözüm,tüm dünyanın yararına değilse,işe yaramaz.Bir insan dahi çözüm dışında kalırsa, orada adalet yoktur.Adalet yoksa, insanlığın olmasının da anlamı yoktur….
Son zamanlarda dört aylık yeğenimi severken, o masum, küçücük yüzlü, masmavi gözlerine bakarken; bir anda yukarda saydığım vahşetlerin sahipleri geliyor aklıma, bırakıyorum sevmeyi. Daha önce çok tartışmıştık bu konuyu bir arkadaşımla ; (dimağım da var olan , ama belki bundan sonra düzelir umuduyla önemsemediğim gerçeklerdi,bunlar) Evet haklıydı! Bugünün katili, tecavüzcüsü; hepsi bir zamanlar bebekti, masum bir melek!
Mide bulantısı ve gözyaşlarıyla;  yukarıda belirttiğim gerçekler, hala insancıl bir yanım var diyebilenler için incitici olaylar kategorisine girmekte. Ve nedense bunlara rağmen, bu düzenin devamını da arzulamaktayız.
Şimdi dünyayı kurtaracak, yani son verecek öneriler sunacağım…
1)      Bütün kadınlar kısırlaştırılacak.
2)      1,2,3,4,5,6,7,8,9 yaşlarındaki çocukların hepsi , zihin engelli ve 65’şini aşmış herkes acısız bir yöntemle (ötenazi) gibi, tasfiye edilecek.
3)      10 ve 18 yaş arası çocuklar; düzgün bir insan olmak için(en azından insanların tamamen yok olması için, geçmesi gereken sürede)iyi eğitimler alarak; dünyanın en azından son demlerini az pak geçirmesini sağalacaklar.
4)      Büyüklere karışmaya gerek yok zaten; Türk-Kürt, Alevi-Sünni, Sağcı-Solcu  muhafazakar-laik ; ve böyle daha birbirinin antisi, bütün karşıtlıklar;birbiriyle savaşarak,birbirlerini yok edecekler.
5)      Yukardan da talepte bulunabiliriz tabi; gök taşı, dünyayı yerle bir edecek deprem, tufan gibi afetleri artırması duasına da çıkılabilir.

Yazdığım maddelere kendim bile inanamıyorum. Yani beni vahşi diye, psikolojisi bozulmuş bir ruh hastası gibi de görebilirsiniz. Nitekim en başta anlattığım gündem başlıklarını, yaşatanlar akılları başlarında insanlardı. Yani ben yine bir sıfır, iyi olma yönünde önde sayılırım. Amacım acılara son vermek. Ve en başta, daha günahsız ve kirlenmemiş çocukları saf halleriyle huzura kavuşturmak ve yenilerinin doğmasını engellemek. Bir gün büyüdüğünde zaten ölmek isteyecekler, gidişat belli.

Herkesin birer deccala dönüştüğü yaşamın artık bitmesi şart…
Deccal ve Mesih’in gelişi,dünyanın sonuydu..
Deccallar belli,Ben de; Mesih,Mehdi…..
                                         FATMA TUNÇ

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder